Yılbaşı günü yarım gün çalıştık, aslında sadece ben çalıştım, ofiste de toplam 3 kişiydik. Neyse , bunu başıma gelenlerden sonra geriye dönüp baktığımda söyleyebiliyorum ki kendimi çok kasmışım. Her konuda böyle. Korktuğum şeyin gerçekleşmesi bile, o benim kendimi korku cehenneminde yakmam kadar acı vermiyor.
Hikayemi anlatayım bu yukarıdaki çıkarımımı aşağıda açacağım. 1de ofisten çıktım, aslında Avrupa yakasında kalmak, kuaföre gitmek, istiklalde biraz gezmek, yılbaşı coşkusunu yaşamak istiyordum. Ama annem bu tarafa geç birlikte kuaföre gidelim, kalma oralarda falan dedi. Ben de erkenden metrobüse binip döndüm. Sonra para çektim ve yeni yılını kutlayacağım herkesi sırayla araya araya kuaföre gittim. Sıra yoktu, bir saat sonrasına annem ve bana randevu alıp telefonla konuşarak yürümeye devam ettim. Karşı kaldırımda arkadaşımın abisini gördüm, gülümseyip el salladım. Ve dannn ne olduğunu anlayamadım bir kaç saniye. Elimi gayri ihtiyari kafama götürdüm, ki ellerim kan oldu. Gerizekalı olmaz olası bir emlakçının ağaca insan başı seviyesine astığı bir tabela kafamı yarmıştı, görmeyip çarptığım için. Şimdi denilebilir ki ben dikkatsiz yürüyorum, önüme bakmıyorum, aynı anda bir kaç iş yapmamalıyım vs vs. Ama ben bunların hiç birini düşünmedim. Hemen neden bu oldu ve neden bana oldu diye sorguladım. Çünkü günümü başka türlü planlasaydım olmayacaktı, çünkü öyle yapmasaydım da böyle yapsaydım olmayacaktı vs vs. Lanet okumalar başladı sonra. Her zaman en büyük duam dileğim isteğim niyetim sağlık iken, neden sağlığıma sürekli bir şeyler oluyordu ? Neden neden neden ? Sorgulamalarla kendimi yedim bitirdim. Sonra suçlamalara geçtim. Uzun vadede hep bir şeylerden korkutularak, hep olabilecek kötü senaryolardan bahsedilerek, hayat bir kötü şeyler silsilesidir ve bizim başımıza iyi bir şey gelmez fikri işlenerek büyütülmüş olmama kadar gitti sorgulamalarım. Kısa vadede de annemi dinleyip karşıya geçtiğim için olduğunu düşündüm.
Bu düşünceler içinde eve gelip önce kanlarmı yıkadım sonra eczaneye gittim, eczacı, tabela deyince önce tetanoz ol dedi. Beyne yakınmış enfeksiyon kaparmışım falan filan. Annemle gidip olmaz olası tabelaya baktık ki plastik, mika bir şey. Vazgeçtik tetanozdan. Sonra iç kanama travma vırt zırt endişeleri sardı beni. Yılbaşı günüm her şeyden vaz geçmiş bir şekilde geçmeye başladı. Kuaförden vazgeçtim. Akşamki planı iptal edip kimseyi üzmek istemedim ama elimde olsa iptal ederdim.
Evham ve korku denen mikrop, yukarıda dediğim gibi, korktuğun şeyin başına gelmesinden daha uzun süre hayatını zehirliyor. Biliyorum çünkü şu an bu zehirin etkisindeyim. Her saniye yeni bir yerimde yeni bir his keşfediyorum, muhtemelen daha önce olduğu gibi, anksiyeteden öte bir sebebi yok tüm bunların ama bu bilgi can sıkıntımı alıp götürmeye yetmiyor malesef.
Sürekli başka insanları düşünüyorum, şu anda keyifle ve inançla , güvenle yılbaşı akşamını ve yeni yılı bekleyen diğer herkese gıpta ediyorum. Onların benim gibi dertleri yok diyorum kendi kendime. 48 saat sürekli endişelenmek durumunda değiller, başım ağrır mı, midem bulanır mı, gözüm kararır mı, başım döner mi diye endişelenmiyorlar. Ne kadar mutlu olduklarının farkındalar mı bilmiyorum ama şu an herhangi bir endişesi olmayan tüm insanları ölesiye kıskanıyorum.
Belki daha önemli bir şey gelecekti başıma ve ufacık (umarım) kazayla bu tehlikeyi savuşturdum belki nerede olursa olsun böyle bir şey olacaktı, belki dikkatli olsaydım olmayacaktı. Belki, belki, belki. Sonuçta, yaşamla gelen her şeyi drama çevirmeden ve büyütmeden kabul edecek kadar hayat sürecine güveniyor olsaydım şu an kendi ellerimle inşa ettiğim bir sıkıntı kafesinde nefessiz kalmayacaktım.
Şu anda hemen hatırlayabildiğim 2 ayrı talihsiz olay var tam da yılbaşı günü başıma gelmiş olan, benim 31 Aralıkla ilgili bir problemim mi var diye düşünmeye başlayacağım.
Yeni yıldan kim ne diler bilmiyorum ama ben üç şey diliyorum, iyi şeylere olan inanç, yaşam sürecinin mutluluk getirdiğine güven ve yaşama sevinci. Her şeye rağmen. Her yıldan aynısını diliyorum.
Lütfen biri bana, kendi gerçeğimizin ve olması gerekenin ve hak ettiğimizin sağlık, mutluluk ve iyi şeyler olduğuna inanmanın , güvenmenin ve ne olursa olsun yaşama sevinci duymanın yolunu göstersin. Ben kendi kendime çıkamıyorum bu endişe döngüsünden.





