Blog Listem

30 Eylül 2011 Cuma

Yağmur nefestir, candır...

Bir doğa formuna tapmam gerekseydi, denize tapardım. Gökyüzünün kendini ifade ediş biçimlerinden birini seçmem gerekseydi, güneş ışını ile yağmur damlası arasında kararsız kalırdım.

Zakayı yeni durumlara kolay ve çabuk adapte olabilme yetisi olarak tanımlıyorlar. Sanırım bende fazlası var :) Artık önümüz sonbahar ve kış diye, güneş ışını artık hayatımızdan çıktı diye, yağmuru daha çok seviyorum diye uyandım bu sabah. Daha doğrusu uyanamadım pek te, rüyamı uzatmak için sabahtan dakika çaldım.

Asıl mesele de bu, rüyam! Rüyamda hiç tanımadığım bir adamla birlikteydim! Çok yakındık hatta. Gerçekten hiç tanımadığım biriydi, bilincimde yer almayan. Uzun kumral saçlı, küçük gözlü, şirin bir çocuktu. Çok enteresan bir rüyaydı, uyandım bir yerinde, bilinçli olarak rüyaya devam etmek istediğimden yeniden uyudum ve rüya devam etti! Ne inanılmazdı.

Oysa bir başkasını düşünerek uyumuştum gece, onu görürüm sanıyordum rüyamda. Bir aşkın kalıntılarının kazınması böyle oluyormuş demek, başka birinin beklenmedik bir zamanda gelip silmesiyle. Ben de nasıl bitecek diye merak ediyordum.

Oysa bilmeliydim ki en iyi yağmur süpürür kalan izleri. Bundan mıdır bu sabah böyle mutlu uyanmam, bütün gün bir gülümsemeyle gezmem ?

Sabah gelirken dinlediğim bir şarkıyla buruldum yine, zira şu iki dizeye takıldı aklım ve orda kaldı.;

Bitti mi hikayemiz?

Bu ne biçim son böyle?

Sanırım bitti hikayemiz ve sanırım bugün güzel bir gün, hem yağmur ve hem de gülümseme var.
Olanı olduğu gibi ve geleni geldiği gibi kabul etme gücüne sahip olduğum için ne kadar şükretsem az!

0 yorum: