Blog Listem

25 Ekim 2011 Salı

İnsanlar ve özgür iradeleri


Dünya tarihinin içinde yaşadığımız bölümünde özgür irade diye bir şey var. Aslında benim de ateşle savunduğum bir kavramdır kendisi ama bu son günlerde acaba özgür irade olmasa mı diye düşünüyorum. Beyninin içi çürümüş, ağzından köpükler saçan insanımsı yaratıklar enkaz altında can çekişenlerin görüntüsü karşısında göbek atıyor, karşılarına geçip, en son çocukken yaptığım, 'ohhh olsun' hareketini yapıyorlar.

Öfke korkudan beslenen bir duygu, nefret öfkenin birikip katılaşmış hali, nefretin çözülmesi için karşıdakinin yıkımına şahit olmak gerektiğini düşünüyor bu hasta beyinliler. Kendi öfkelerini dönüp sorgulamak gibi bir gündemleri yok. Van'da yaşayan biri mi terörü daha yakınında hisseder yoksa İstanbul'da yaşayan biri mi ? Zaten senin düşünemeyeceğin kadar derin ve değişik şekillerde yara almış insanlar deprem felaketiyle baş başayken, tam olarak sevindiğin nedir ?

İnsanı öldüren doğa, deprem, dağ, deniz değildir. Onun üzerine yanlış yerleşen başka insanlardır. Veli Göçer isimli zat-ı muhterem dışarıda yeni projeler peşinde gezerken, onun benzerlerinin Van'da diktiği binalar insanlara toplu mezar oldu.

Yıllardır alınan deprem vergileriyle bu binalar güçlendirilmemiş mi ? Enteresan, biz depreme karşı tam ve mükemmelen hazırız sanıyorduk. Devlet yapması gerekeni yapmasın, vatandaş yardım etmesin, Van haritadan silinsin, peki o zaman senin nefretin dinecek mi ? Tabii ki hayır, her neden kaynaklanıyorsa o ağzını köpürten öfken, başka yerlere yönlendireceksin. Kendini iyileştirmeyi düşünmek neden ? Bence de gerek yok.

Facebook listemde sadece 1 (yazıyla bir) kişi böyle saçma sapan bir söyleme girdiği için şanslı, onu silemeyeceğim kadar yakınım olduğu için ise şanssızım.

Zam ve ekonomik krizle başlayan ekim ayı, şehit haberleri ve depremle devam ediyor. Üstelik önümüzde bir haftamız daha var.

Sadece bu seviyeden mi, tüm bu sorunların insan icadı olduğu açık seçik görünüyor ? Daha yukarılara çıkıldığında oradan karmaşık problemler gibi mi geliyor ekonomik düzen, terör ve hatta çarpık yapılaşma ?

Sözün özü, biz şu anda sıcak evimizde ofisimizde oturuyoruz ve bunlar üzerine kafa yoruyoruz, ne kadar empati yapabiliriz ki bu durumda ? Şu anda oğlu Güneydoğu'da askerde olan bir annenin iç dünyasını gözümüzde canlandırabilir miyiz ? Van'da ailesinin bir kısmının sesini yıkılmış binanın altından duymaya çalışan birinin ne hissettiğini anlamaya yaklaşabilir miyiz ?

Yani ne yazsak, ne söylesek boş, ne yazsak ne söylesek eksik. Tanrı her gönüle, içindeki sevgi oranında esenlik, içindeki öfke ve nefret oranında da bağışlanma versin...


0 yorum: