Sabah mizmizlikla hosnutluk arasinda uyanmistim. Cok dusunmeden yuruyuse cikmaya karar verdim. Dun yagmis olan yagmurun kokusu cimlerde nefis olur diye dusunerek. Cantama bir kitap, bir defter ve bir kalemle uc bes kurus para koydum, geri kalanlar zaten hep telefonda.
Allahtan oyle yapmisim. Simdi tamamen mutluluga kestim... Bir saatten uzun zaman dalgalarin rengini ve seklini izleyip, martilarin cigliklarini dinleyerek yurudukten sonra, sahilde bir kafeye oturdum. Bir tost ve cay istedim. İlk cayi tostla birlikte yuvarlayip karnimi doyurduktan sonra, simdi ikinci cayi icerken yaziyorum.
Kafede cok az insan var ve herkes cok sessizce sohbet ediyor, radyoda belli belirsiz bir muzik caliyor. Ya yagmurlu havadan ya da sabahin erken saati olmasindan bu sukunet.
Bir insan daha fazla ne ister diye dusunuyorum. Ben daha fazla ne usterim? Hayatimda ne oluyor olursa olsun, ben zaten kendi basima mutlu bir ortama cekilip yazmak okumak cay, kahve, sarap icmekten almiyor muyum en buyuk zevki ?
Kafe degisebilir, ulke degisebilir, defter, kitap , hava degisebilir ama o his degismiyor. Kendini evinde hissetme hissi. Ben su an o hissin icindeyim. Ve ne kadar az sey gerekti bunun icin. Bunu unutmayayim diye boyle uzun bir not dustum, bir okuyana da biraz keyif verirse o da bonus olur artik...
Ben aptal mıyım ?
6 gün önce

0 yorum:
Yorum Gönder